Uşak Üniversite Aile Sağlığı Merkezi - Uşak / Merkez (Uşak) / | En Güncel Aile Hekimleri ve Aile Hekimi Uzmanlığı Haberleri
DUYURULAR
24 Ekim 2017 Salı - 17:16

Astım Nedir ? Ülkemizde her 100 yetişkinden 7’sinde, her 100 çocuktan 15’inde görülen astım hastalığı, genetik ve çevresel tetikleyicilerin birleşik hareketi sonucu ortaya çıkmaktadır. Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen astım hastalığında, tetikleyici faktörlerden uzak durulur ve verilen ilaçlar düzgün kullanılırsa, şikayetler çok kolay kontrol altında tutulur ve ataklar önlenebilir. Böylece solunum yetmezliğine giden süreç de engellenmiş olur. Astım Nedir ? Astımhava yollarının çevresel etkenlere karşı aşırı duyarlı olmasıdır. Hava yollarında ve hava yollarını döşeyen mukoza denilen zarda şişme söz konusudur. Bu şişme, zaman zaman hava akımını engelleyerek solunum sıkıntısına neden olur. Bu dönemlere astım nöbetleri denir. Alerjik Astım Nedir ? Alerjik astım özellikle bahar ve yaz mevsiminde görülür. Özellikle toplumun yaklaşık yüzde 20- 25’ini etkileyen ve kadınlarda yaygın olarak rastlanan alerjik nezle, tedavi edilmediği takdirde astıma neden olabilir. Alerjiler; alerjen adı verilen, havada bulunan, küçük partiküllere karşı burnun verdiği anormal yanıt sonucu gelişir. Bazı insanlarda bu partiküller akciğerlerde alerjik astım, gözlerde de alerjik konjonktiviteye neden olabilir. Alerjilerin meydana gelmesinde çevresel faktörler ve genetik yatkınlık büyük rol oynamaktadır. Astım Belirtileri Nelerdir ? Astım hava yollarının tıkanmasının neden olduğu ataklar halinde kendini gösterir. Astım belirtileri genellikle; öksürük, nefes darlığı, hırıltılı nefes alıp verme ve göğüste sıkışma hissidir. Astım belirtilerinin astım tanısı konulmasına yardımcı olan özellikleri ise; tekrarlayıcı olmaları, gece ve sabaha karşı ortaya çıkmaları, bazı alerjen maddelere maruz kalınması veya egzersiz sonrası tetiklenmeleridir. Bu belirtiler ataklar arasında ortaya çıkmaz ve astım hastaları ataklar arasında kendilerini iyi hisseder. Astım tanısı, detaylı hasta öyküsü, muayene bulguları ve solunum fonksiyon testleri ile konulmaktadır. Genel astım belirtileri ise şöyledir; • Öksürük (genellikle kuru ve krizler halindedir gece uykuda uyandırabilir.) • Hırıltılı solunum • Göğüste tıkanıklık ve sıkışma hissi • Soluk alıp verirken ıslık sesi • Nefes darlığı Astıma Neden Olan Risk Faktörleri Astım hastalığı için risk faktörleri kişiye ve çevresel faktörlere göre değişebilir. Buna göre astıma hastalığında risk faktörleri şöyle sıralanabilir; • Ailede astım hastalığının olması, • Marangozluk, doğramacılık, mobilyacılık, fırıncılık, kuaförlük, sağlık personeli, veterinerlik, kümes hayvanı yetiştiriciliği, kaynakçılık, dökümcülük, çiftçilik, plastik/kauçuk/kimya/ilaç endüstrileri, çay/tütün üretimi, demiryolu işçiliği, itfaiyecilik, kuru temizleyicilik, temizlik işçiliği gibi bazı meslekler, • Bebeklik döneminde alerjen maddelere fazlasıyla maruziyet, • 2 yaşından itibaren ağır solunum yolları rahatsızlıkları geçirmek, • Gebelikte annenin sigara içmesi (bebek için risk faktörü), • Ebeveynlerde sigara kullanımı, • Anne karnındayken bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük tartılı doğması Astımda Ne Zaman Doktora Başvurulmalı ? Astım belirtileri sürekli tekrarlıyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. • Öksürük, hırıltı, göğüste sıkışma hissi gibi şikayetler haftada birden daha sık ortaya çıkıyorsa, • Şikayetler gece uykudan uyandırıyorsa, • Konuşmakta zorluk varsa, • Dudak ve tırnaklarda morarma varsa, • Kalpte aşırı çarpıntı ve nabızda hızlanma varsa, • Yürümede zorluk varsa, en kısa zamanda göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Astımı Tetikleyen Faktörler Astımı olmayan kişilerde herhangi bir etkisi bulunmayan faktörler, astımlı kişileri kolaylıkla etkileyebilir. Bu nedenle astımı tetikleyen faktörlere dikkat etmek son derce önemlidir. Ev tozu akarları: Astımlılarda en sık görülen alerjendir. Akarlar, gözle görülmeyecek kadar küçük canlılardır. Yatak, yastık, halı, tüylü oyuncaklar ve tekstil liflerinde yaşarlar. Yaşayabilmek için nemli ve sıcak ortamlara ihtiyaç duyarlar. Deriden dökülen ölü hücrelerle beslenirler. Kuruyarak toz haline gelen dışkıları alerjiye neden olur. Akar alerjisi olanların yakınmaları ilkbahar ve sonbahar aylarında ve genellikle sabaha karşı artar. Akarlardan korunmak için; • Özellikle yatak odasındaki halılar, kadife kumaşlı mobilya/perdeler, tüylü oyuncaklar, koltuklar, kitap gibi toz tutan eşyalar mümkünse tamamen kaldırılmalı ya da azaltılmalıdır. • Mobilyalarda kumaş yerine deri veya vinleks kaplama tercih edilmelidir. • Yatak, yorgan ve yastıkların pamuklu/yün/kuştüyü olanları yerine orlon/dakron gibi sentetik olanları tercih edilmelidir. • Çarşaf ve nevresimler 60 derece veya üzerinde, haftada bir yıkanmalıdır. • Akar geçirmeyen özel yatak kılıfları kullanılabilir. Bu kılıflar iki haftada bir ıslak bezle silinmelidir. • Perdeler, kilimler, giysiler iki haftada bir 60 derece veya üzerinde yıkanmalıdır. • Halılar, güçlü bir elektrik süpürgesiyle en az haftada bir temizlenmelidir. • Temizlik yapılan odaya hasta en az 20 dakika sonra girmelidir, kendi temizlik yapıyorsa maske/tülbentle ağzını ve burnunu örtmelidir. • Ev içi nem kontrol altına alınmalıdır. Havadaki nem %45’in altına düştüğünde akarlar ölür. • Odalar iyice havalandırılmalıdır. • Buhar makineleri ve nemlendiriciler kullanılmamalıdır. • Temizlikte akar öldürücü kimyasal maddeler kullanılabilir. Ancak bunlar hastanın kendisi tarafından uygulanmamalıdır. Polenler: Polenler mevsimsel astım şikayetlerine neden olur. Burunda ve genizde akıntı, kaşıntı, hapşırık, gözlerde sulanma, yaşarma, kızarıklık görülebilir. Ağaç polenleri daha çok Şubat-Mayıs, ot polenleri Mayıs-Haziran aylarında şikayetlere yol açar. Polen mevsiminde; • Araba ve evlerin pencereleri kapalı tutulmalıdır. • Hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalıdır. • Yapabiliyorsa maske kullanmalıdır. • Dışarıdan eve gelindiğinde hemen giysiler değiştirilerek yıkanmalı, mümkünse burun içi yıkanmalı ve duş alınmalıdır. • Çamaşırlar dışarıda kurutulmamalıdır, üstlerine polen yapışabilir. Kedi/köpek/hamamböceği alerjenleri: Kedi ve köpeklerin kürkünde, tüylerinde, tükürüğünde, idrarında ve dışkısında bulunan alerjenler, evin her tarafına kolaylıkla yayılabilir. Kediler, köpeklere göre daha fazla alerji yapıcı etkiye sahiptir. Bir evden kedi uzaklaştıktan 3 ay sonra bile alerjen etkisi devam etmektedir. Hamamböcekleri, özellikle mutfaklarda sık görülür ve yiyecek artıklarının dolduğu girintilerde yaşar. • Kedi/köpek alerjisinden korunmanın en etkili yolu, evden bu hayvanların uzaklaştırılması ve bulundukları ortamlara girilmemesidir. • Hayvanlar evden uzaklaştırılamıyorsa, her hafta veya iki haftada bir yıkanmalı, her gün açık havada tüyleri fırçalanmalı, yatak odalarına asla sokulmamalı ve ev en az haftada iki kez elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir. • Hamamböceği alerjisinde tek çözüm, bu canlıların ilaçlamayla ortadan kaldırılmasıdır. Ancak, ilaçlama hasta evde yokken yapılmalı ve eve girmeden en az 2 saat önce iyice havalandırılmalıdır. Ev içi mantarları: Nemli, karanlık, serin bodrum katları ve banyo gibi havalandırması iyi olmayan yerlerde mantarlar üreyebilir. • Mümkün olduğunca evdeki nem azaltılmalı, ev sık sık havalandırılmalıdır. • Odun, eski kitaplar, kağıtlar, meyve ve sebzeler uzun süre evde tutulmamalıdır. • Nemli yüzeyler sık sık çamaşır suyuyla silinmelidir. • Üzerinde mantar üremiş eşyalar evden uzaklaştırılmalıdır. Dış ortam kirliliği: Hava kirliliğinin arttığı durumlarda gereksiz fiziksel aktivitelerden ve mümkün olduğunca dışarı çıkmaktan sakınılmalıdır. Çok zorunlu olduğu zaman, dışarı çıkmadan önce doktorun önereceği kısa etkili bir bronş genişletici kullanılmalıdır. Hava kirliliği söz konusu olduğunda pencereler kapalı tutulmalıdır. İç ortam kirliliği: Astımlı hasta sigara içmemeli ve içilen ortamlarda bulunmamalıdır. Bacasız soba ve şömine kullanılmamalı, baca sık sık temizlenmelidir. Yemek pişirilirken aspiratörle ocak ya da fırının dumanı çekilmeli, mutfak iyice havalandırılmalıdır. Astımlı hasta mümkün olduğunca kömür/odun/sıvı yakıt dumanına, parfüm, temizlik maddeleri, kızartma, sprey, boya ve cila kokularına maruz kalmamalıdır. Mikrobik solunum yolu hastalıkları: Astımlı hastalar normale göre daha kolaylıkla solunum yollarının mikrobik hastalıklarına yakalanır ve bu hastalıklar astımlıların şikayetlerini alevlendirebilir. • Astımlılar solunum yolu enfeksiyonu geçiren kişilerle temastan kaçınmalıdır. • Astımlı hastalara her yıl Eylül-Ekim aylarında grip aşısı önerilir. • Mikrobik hastalıklar sırasında astım ilaçlarının dozunu arttırmak veya yeni ilaç eklemek gerekebilir. • Astım hastaları olumsuz hava koşullarından kolaylıkla etkilenebilir. Bu nedenle mümkün olduğunca soğuğa maruz kalmamalıdır. Soğukta egzersiz yapmaktan kaçınmalıdır. Egzersiz: Egzersizden önce kısa etkili havayolu genişleticiler kullanılabilir. Egzersiz kısıtlanmamalı, tersine hastanın vücudunun izin verdiği kadar spor yapılmalıdır. Gastroözofageal reflü: Astım hastalarında reflü sıklığı; % 35 ila % 90’dır. İnatçı öksürüklere de neden olan reflü sessizce seyredebilir ve hastada şikayete yol açmayabilir. Bu durumda, geçmeyen öksürük dikkate alınmalı ve astımlı hastada reflü varlığı araştırılmadır. Reflü, yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen kapak mekanizmasının bozulması nedeniyle, mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Mide asidi yukarı çıktığında, alerjik astımı olan kişilerde özellikle gece yatarken bronşlarda kasılmaya, astım krizlerine ve kronik öksürüklere neden olabilir. Astım Genetik Midir ? Asrımda genetik faktörlerin rolü vardır. Anne ve baba tarafında astım bulunabilir. Hem anne hem babasında astım olan kişilerde hastalığa daha sık rastlanır. Genetik faktörlerin rol oynadığı hastalarda alerjinin rolü de vardır. Ancak her alerjik bünyeli insanda astım olmadığı gibi, her astımlı insanda da alerji bulunmayabilir. Astıma Ne İyi Gelir ? Astım tedavisinin en önemli kısmı astım krizlerini başlatabilecek etkenlerden uzak durmaktır. Bunun için hastanın astım krizine yol açan nedenleri bilmesi çok önemlidir. Astıma iyi gelecek bazı önlemler ise şöyledir; • Evcil hayvanlara alerjiniz varsa evde hayvan beslenmemeli • Ev içinde sigara içilmemeli • Evde sprey, kokulu deterjan, parfüm kullanılmamalı • Sentetik yatak malzemeleri kullanılmalı (kuş tüyü yastık, battaniye vb. kullanılmamalı) • Özellikle yatak odasında kilim, halı, mobilya, yastık ve minderler bulundurmamalı • Yatak şiltesi ince basit ve sentetik olmalı • Ev havalandırılmalı • Polenlerin arttığı dönemlerde, ev içinde kapı ve pencereler kapalı tutulmalı • Badana, boya, cila işlemleri, böcek ilaçlama, hasta dışarıda iken yapılmalı • Ev içinde kızartma ve yemek kokusu oluştuğunda mutlaka havalandırılmalı • Kuru havalarda rüzgar varsa dışarıya çıkılmamalı • Alerjenlerin havaya karışımına neden olan çim biçme, yabani ot temizleme gibi bahçe işlerinden uzak durulmalı • Tatil yapılacak otel ya da yazlık mekanlar, alerjenler açısından gözden geçirilmeli • Açık hava egzersizleri yaparken aşırıya kaçılmamalıdır. • Dışarıda giyilen kıyafetler eve dönünce değiştirilmeli ve duş alarak derideki ve saçlardaki alerjenler de temizlenmeli • Dışarı çıkarken geniş kenarlı gözlükler kullanılmalı. Çok alerjik yapıya sahip kişiler ve astım hastaları alerji maskeleri de kullanmalı • Polen miktarının fazla olduğu dönemlerde şikayetler başlamadan alerji ilaçları alınmalı • Polen yoğunluğunun fazla olduğu saatlerde kapı ve pencereler kapalı tutulmalı • Polen miktarının fazla olduğu günün ilk saatlerinde dış aktivitelerden uzak durulmalı • Evde ve arabada cam açmak yerine bakımları düzenli olarak yapılan ve polen filtreli klimalar kullanılmalı • Yaşam alanlarının nem oranını düşük tutulmalı • Ev temizliği HEPA filtresi içeren vakumlu bir süpürge ile yapılmalıdır. Astım Teşhisi Nasıl Konur ? Astım teşhisinden öncelikle hastanın şikayetleri ve astım belirtileri değerlendirilir. Bu süreci fiziki muayene, akciğer grafisi, solunum fonksiyon testleri, kanda alerji tetkikleri izler. Astımda erken tanı önemlidir. Çünkü alerjik hastalıklar gerekli önlemler alınmadıkça ve gereken tedavi yapılmadıkça artış gösterebilir. Astım Tedavisi Alerjik hastalıkların ve astımın mucizevi bir tedavi yöntemi yoktur. Çünkü bu hastalıklar genetik geçişlidir. Ancak erken tanı ve iyi bir tedavi ile tamamen kontrol altına alınabilen hastalıklardır. Tedavide en önemli olan, hasta-hekim ilişkisi ve hastanın, hastalığı hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Tedavinin amacı, hastaya, şikayetlerinin olmadığı veya en az düzeyde olduğu bir yaşam sağlamaktır. Tedavi uzun sürelidir. Tedavide birinci basamak kişinin duyarlı olduğu alerjenlerden uzaklaşması ve sakınmasıdır. Tedavinin ikinci basamağı ilaçlardır. Öncelikle solunum yolu ile alınan, sprey veya toz şeklindeki ilaçlar tercih edilmelidir. Astım İlaçları Astım tedavisinde iki çeşit ilaç grubu kullanılmaktadır. Bunlar; hastalığı tedavi eden ya da kontrol eden ilaçlar ve rahatlatıcı ilaçlardır. Astım tedavisinde hangi ilaçların ne kadar süre ile ve hangi durumlarda kullanılacağı mutlaka doktor tarafından belirlenmelidir. Astımlı hastalarda aspirin ya da diğer ağrı kesicileri aldıktan yarım saat sonra göğüste sıkışma, öksürük, burun akıntısı, gözlerde kızarma, baş-boyunda kızarıklık görülebilir. Daha ciddi durumlarda şok ve şuur kaybı ortaya çıkabilir. Aspirin alerjisi bulunan astımlı hastalarda, beraberinde burun polipleri de bulunabilir. Gerekli durumlarda hastanın alerjisi olmayan bir ağrı kesici tercih edilir. Bazı tansiyon ve kalp ilaçları ile glokom için kullanılan göz damlaları, anestezide ve radyolojik tetkikler sırasında kullanılan ilaçlar da astım hastalarında şikayetlere neden olabilir. Doktorunuza herhangi bir ilaç reçete edilmesinden önce astımınız olduğunu bildirirseniz size uygun ilacı yazacaktır. Hamilelikte Astım Gebelik süresince astımlı hastaların yarısında herhangi bir değişiklik gözlenmez. 3 hastadan 1'inde ise şikayetler artarken 3 hastadan 1'inde ise şikayetler hafifler. Tedavi edilmeyen astım, bebeğe ilaçlardan daha çok zarar verebilir.

19 Ekim 2017 Perşembe - 12:04

Organ Bağışı ORGAN BAĞIŞI HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ Bizim yada en sevdiklerimizden birinin organ nakline ihtiyacı olursa ne yaparız? Onları yaşatmak için nelerden vazgeçebileceğimizi bir düşünün! Bir gün daha bizimle kalması için neleri feda edebileceğimizi? Ve bu durumdaki binlerce gözü yaşlı insanı….. Lütfen… Organ bağışına destek verelim, duyarlılık gösterelim! ORGAN NAKLİ NEDİR? Vücutta görevini yapamayan bir organın yerine canlı bir vericiden veya ölüden alınan sağlam ve aynı görevi üslenecek bir organın nakledilmesi işlemidir. ORGAN BAĞIŞI NEDİR? Bir kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesidir. NAKİL YAPILABİLECEK DOKU VE ORGANLAR HANGİLERİDİR? Ülkemizde nakil yapılan organlar -Böbrek -Deri -Karaciğer -Kalp -Akciğer -Pankreas -İncebağırsak Nakil yapılan dokular ise; -Kemik -Kemik iliği -Kornea -Kalp kapağı HER ÖLÜMDEN SONRA ORGANLAR ALINABİLİR Mİ? Organ bağışı yapılsa bile her ölümden sonra organ nakli mümkün değildir. Örneğin evde yada yolda vefat eden bir kimse bağış kartı ve ailesinin rızası olsa bile organları alınamaz. Yalnızca hastane yoğun bakım ortamında tıbben ölümü gerçekleşen insanlardan organ nakli yapılabilir. Yani sıkça duyduğumuz deprem ve felaketlerden sonra cesetlerin organlarının alınması gibi bir durum söz konusu değildir. BİR ORGAN HERKESE NAKLEDİLEBİLİR Mİ? Bir organın hiçbir özellik aranmadan herhangi birine nakledilmesi söz konusu değildir.Organ naklinde alıcı verici olacak kişilerin doku uyumları önem arz etmektedir. Alıcı ve vericinin doku uyumları testlerle belirlenir en yüksek doku uyumunda cerrahi işlem gerçekleştirilir. Ayrıca doku uyumunun yanı sıra nakille verilen bağışıklık önleyici ilaçlarla (İmmunsuppresive) ameliyat başarısı yükselir. KİŞİ ÖLMEDEN ORGAN NAKLİ KARARI ALINABİLİR Mİ? Tıpta en temel ilke her bireyin kendi yaşam hakkı olduğu ve trilyonda bir yaşama dönüş şansı bile olsa bu şansın sonuna kadar kullanılması gerektiğidir. Hiç kimse için nasıl olsa ölecek tabiri kullanılamaz. Hastane yoğun bakım ortamında doktorlardan oluşan bir ekip tarafından tıbbi ölüm kararı verilmeden organ nakli düşüncesi asla gündeme gelemez. DİNEN BİR SAKINCA VAR MIDIR? Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, organ bağışını insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak tanımlanmıştır. 6.3.1980 tarih 396 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Diğer islam ülkelerinde de ve bütün büyük dinlerde de benzer kararlar mevcuttur. Kur'an-ı Kerim'de de (Maide Suresi, Ayet 32) " KİM BİR KİMSEYE HAYAT VERİRSE, ONUN SANKİ BÜTÜN İNSANLARA HAYAT VERMİŞÇESİNE SEVAP KAZANACAĞI " beyan olunmuştur. NEREYE-NASIL ORGAN BAĞIŞI YAPABİLİRİM? -İl Sağlık Müdürlüğü -Hastaneler -Organ nakli yapan merkezlere Organ bağışı yapmak isteyen kişiler yukarda belirtilen yerlere başvuru yaparak iki tanık huzurunda bir belge imzalayarak organ bağışı kartına sahip olurlar. Organ bağışı kartını alan kişinin, bağış kartını her zaman üzerinde taşıması gerekmektedir. ORGAN BAĞIŞI İÇİN YAŞ SINIRI VE ÖZELLİK ARANIYOR MU? 18 Yaş ve üzeri akli dengesi yerinde olan herkes organ bağışı yapabilir ve organ bağışı kartı sahibi olabilir. BÜTÜN ORGANLARIMI BAĞIŞLAMAK İSTEMİYORUM, MÜMKÜN MÜ? Organ bağışı kartının bir bölümünde bağışlamak istediğiniz organlarla ilgili seçenekler mevcuttur, bu bölümde işaretlediğiniz organlarınız dışında her hangi bir organınızın alınması söz konusu değildir. HER ORGAN BAĞIŞI YAPANIN ORGANLARI MUTLAKA ALINIR MI? Kişi organ bağışı yapmış olabilir fakat evde yolda yada kaza yerinde ölümü gerçekleşmiş ise organları alınamaz. Daha öncede belirttiğimiz gibi ancak hastane ortamında tıbben ölümü gerçekleşmiş kişilerin organları alınabilir. ORGAN BAĞIŞI FİKRİMDEN VAZGEÇTİM! MÜMKÜN MÜ? Organ bağışı kartı sahibi olsanız dahi, istediğiniz anda ailenize bildirerek ve bağış kartınızı yırtarak, fikrinizden vazgeçebilirsiniz. ORGAN BAĞIŞI YAPTIĞIMI, AİLE BİREYLERİMDEN GİZLEMEK İSTİYORUM! ÜZERİMDEN ÇIKACAK BAĞIŞ KARTI YETERLİMİDİR? Hiçbir zaman bağış kartı tek başına yeterli değildir. Ailenizin yada yakınlarınızın rızası olmadan organlarınız alınamaz. Bu sebeple bağış yaptığınız andan itibaren bu kararınızı ailenizle paylaşmanız gerekmektedir, organ bağışı bir nevi mirastır. ORGANLARIMIN BİRİNE SATILMA İHTİMALİ YADA BELİRLİ KİŞİLERE ÖZELLİKLE VERİLME DURUMU VAR MIDIR? Kişilerin bir bedel karşılığı organlarını vermeleri 2238 sayılı yasaya göre yasaktır. Bağışlanan organlar, bu konuyla ilgilenen Ulusal Koordinasyon Sistemi tarafından tıbben acilliği ve doku uyumuna göre en uygun alıcıya nakil edilir. Bu belirlemede zengin, fakir, ırk, cinsiyet vb. ayrımlar kesinlikle yapılmaz. ORGANLARI ALINAN KİŞİNİN CENAZESİ VUCUT BÜTÜNLÜĞÜ BOZULMADAN TESLİM EDİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR? Organları alınan kişinin cenazesi, kamuoyuna yansıdığı gibi bir torba içinde teslim edilmez aksine son derece özenli bir şekilde vücut bütünlüğü bozulmadan aileye teslim edilir. Bu konuda nakil merkezleri özellikle hassasiyet göstermektedir. TÜRKİYE’DE ORGAN NAKLİ NE DURUMDADIR. 1975 CANLI DONÖRDEN BÖBREK NAKLİ 1978 KADAVRADAN BÖBREK NAKLİ 1988 KADAVRADAN KARACİĞER NAKLİ 1989 İLK BAŞARILI KALP NAKLİ 1990 CANLI AKRABADAN KISMİ KARACİĞER NAKLİ 1991 KALP KAPAĞI NAKLİ 1998 KADAVRA KARACİĞERİ İKİYE BÖLÜNEREK İKİ KİŞİYE NAKLİ. 1979 yılında Organ Ve Doku Alınması, Saklanması Ve Nakli Hakkında 2238 sayılı kanun çıkarılmış ve bu yasa 1982 yılında yeniden düzenlenmiştir.

19 Ekim 2017 Perşembe - 12:03

Akılcı Antibiyotik Kullanımı Enfeksiyon hastalıkları, halk sağlığı açısından önemli ve uygun antimikrobik tedaviyle başarının sağlandığı bir alandır. Bununla birlikte gerek toplumda gerekse hastanede kazanılan enfeksiyon hastalıkları akılcı olmayan antimikrobiyal tedavilerin kullanılması sonucu tedavi edilememekte ve belki de hasta kaybedilmektedir. Uygun antimikrobiyal tedavi; sağ kalım, komplikasyon ve kronikleşmenin önlenmesi, hastalık şiddet ve süresinin kısaltılması açısından önemlidir. Hekimlerin elektronik ortamda reçeteleme davranışlarının analiz edilmesine imkan sağlayan “Reçete Bilgi Sitemi (RBS)”nden yararlanılarak, birinci basamakta 2011 yılında düzenlenmiş reçeteler değerlendirildiğinde; toplam 439.539.673 kutu ilacın reçete edildiği ve bunun %12,71 oranıyla 55.878.010 kutusun antibiyotiklerden oluştuğu tespit edilmiştir. Düzenlenmiş reçetelerin maliyet analizleri yapıldığında ise genel maliyetin % 14,14’ünü antibiyotikler oluşturmaktadır. Bu durum ülkemizdeki ilaç tüketiminde önemli bir yeri olan antibiyotiklerin akılcı kullanımının önemini göstermektedir. İdeal antibiyotik kullanımı için; doğru tanı sonrası doğru antibiyotik; en uygun yoldan, etkin dozda, optimum aralıklarla, uygun süreyle verilmelidir. Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalıdır. Tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılması, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması durumlarında antibiyotikler uygun kullanılmamış olur. Etkinliği bilinen bir antibiyotik yerine maliyeti daha yüksek ve yeni olan bir antibiyotiğin seçilmesi, gerekli olmadığı halde aynı anda birden fazla antibiyotiğin kullanılması, kültür sonucuna uygun olmayan antibiyotik kullanımı da antibiyotiğin uygunsuz kullanımına örneklerdir. Birinci basamak tedavi hizmetlerinde tüm antibiyotik reçetelerinin çoğunlukla solunum yolu enfeksiyonları için düzenlendiğini gösterilmiştir. Birçok solunum yolu enfeksiyonu vakasında antibiyotiklerin gerekli olmadığına ve hastanın bağışıklık sisteminin basit enfeksiyonlarla mücadele edebilecek yeterlilikte olduğuna ilişkin kanıtlar mevcuttur. Sadece bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkili olan antibiyotikler; yaygın olarak yanlış kullanımın gözlendiği soğuk algınlığı veya grip gibi virüslerin neden olduğu enfeksiyonlar için çözüm değildirler ve virüsün diğer insanlara bulaşmasını önlemezler. Antibiyotik kullanımı gerektirmeyen durumlarda, enfeksiyon taşıyan hastalardan diğer kişilere bulaşmasını önlemek amacıyla enfeksiyon kontrol tedbirlerinin alınması yeterlidir. Antibiyotiklerin yanlış nedenlerle veya doğru olmayan biçimde kullanılması, bakterilerin sonraki tedavilere karşı direnç göstermesine neden olabilir. Antimikrobiyal direnç, bu mikroorganizmanın neden olduğu enfeksiyonu tedavi etmek veya önlemek amacıyla antimikrobiyal ajanın etkisinin azalmasına veya yok olmasına neden olur. Bakteriler için antibiyotik direnci, bakterilerin herhangi bir antibiyotiğin varlığına rağmen üreyebilmesi ve enfeksiyon yapabilmesidir. Bunun sonucunda ise, daha sonra antibiyotiğe ihtiyaç duyulduğunda işe yaramazlar. Bu yalnızca antibiyotiği uygun olmayan biçimde kullanan kişi açısından değil, sonradan dirençli bakteriye yakalanma riski olan herkes için tehlike oluşturmaktadır. Antibiyotik direnci tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Antibiyotik-dirençli bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar, hastalığın ve ölüm oranlarının artması ve hastanede geçirilen sürenin uzaması ile sonuçlanmakta ayrıca tedavi maliyetlerinde de artışa neden olmaktadır. Antibiyotik kullanımı, insanlardaki normal bakteriyel floranın değişmesine bu da çoğu kez antibiyotik dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına ve ishal gibi yan etkilerin görülmesine neden olabilmektedir. Unutmayalım ki antibiyotikler; ateş düşürmez, ağrı dindirmez, virüslere bağlı enfeksiyonları tedavi edemez. Yaygın ve yanlış kullanıldığında ise hızla direnç gelişen antibiyotik, esas etki beklediğimiz bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde de etkisiz hale gelir. Hekim reçete etmedikçe antibiyotik kullanılmamalıdır. Hastaların, daha önceki bir hastalığında kullandığı antibiyotiğin, tekrar benzer hastalığa yakalansa bile hekime danışmadan kullanmaması gerektiği konusunda bilinçli olması gerekmektedir. Özellikle grip ya da nezle gibi virüslere bağlı solunum yolu enfeksiyonlarında antibiyotiklerin tedavide yeri olmadığını unutulmamalıdır. Hekim önerisi sonrası reçete ile alınan antibiyotiğe, enfeksiyonu en etkili biçimde tedavi etmek ve direncin ortaya çıkma riskini azaltmak için antibiyotikler doğru dozda, doğru şekilde ve reçeteye uygun zaman aralıklarında alınarak uygun biçimde kullanılmalıdır. Hasta kendisini iyi hissetse bile tedaviyi hekimin belirttiği süreden önce sonlandırmamalıdır. Aksi taktirde faydadan çok zarar getirecektir. Artmış veya reçetesiz alınmış antibiyotikler yerine her zaman tıbbi reçeteli antibiyotikler kullanılmalıdır. Bakteriyel enfeksiyonlara karşı en önemli silahımız olan antibiyotiklere direnç gelişimini önlemek için antibiyotikleri doğru kullanma konusunda toplum olarak farkındalığımızı artırmamız gerekmektedir.

25 Ağustos 2017 Cuma - 14:26

Sigara Toplumun Baş Belası Dünyada, her 10 saniyede 1 kişi sigaradan ölüyor. Bu, her yıl 6 milyon kişinin sigara sebebiyle hayatını kaybetmesi demektir. "İçen de ölüyor, içmeyen de..." gibi mantık hatası içeren bahanelerle ne yazık ki sigaraya bağlı ölümler, hastalıklar ve maddî kayıplar artıyor; önemsiz görülen sigara başka diğer bağımlılıkların da giriş kapısı oluyor.

25 Ağustos 2017 Cuma - 14:25

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN En Güzel Bayramların En Güzel Anlıları Sadece Bugün değil Hergün Size güzel bir Anı olsun! Kurban Bayramınız Kutlu Olsun!

25 Ağustos 2017 Cuma - 11:34

SAĞLIĞIMIZ İÇİN ADIM ATALIM Fiziksel aktivite en basit tanımı ile enerjiyi harcamak için vücudun hareket etmesi olarak tanımlanabilir. Bugün insanlar fiziksel aktivitelere katılmanın gerekliliğini daha iyi kavramış durumdadırlar. Birçok insan spor merkezlerine devam etmekte ya da evde egzersiz yapmaktadır. Son yıllarda tüm dünyada mücadelesi yoğun bir şekilde devam eden, uzun süreli enerji dengesizliği sonucunda oluşan ve birçok hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlayarak yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen şişmanlığın (obezite) en önemli sebeplerinden biri fiziksel aktivitenin yetersiz olmasıdır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezitenin görülme sıklığı gittikçe artmakta, görülme yaşı düşmekte ve sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Yaşımız ilerledikçe vücudumuzda ne gibi değişiklikler meydana gelir? Kas dokusunda azalma-yağ dokusunda artma. Ne yazık ki yağlar vücudunuzu hareket ettirmek için kasılan kaslarınız gibi fonksiyon gösteremezler. Yağlar direk olarak vücut ağırlığına eklenerek vücudu daha zor hareket eder hale getirirler. Kemikler yaş ilerledikçe mineral içeriklerini (kalsiyum ve fosfor) kaybederler. Bu durum ileri yaşlarda kemik erimesi (osteoporoz) olarak adlandırılan büyük sağlık problemini ortaya çıkartır. Kemik erimesi kemiklerde kompresyon kırıklarına neden olur. Bu kırıklar genellikle: kalçalar, omurlar ve el bileğinde meydana gelir. Kalp-damar sistemi; akciğerler, kalp ve kan damarlarından oluşmaktadır. Kalp-damar sistemimizdeki en büyük bozulma yaşam tarzımızla olmaktadır. Zamanla kan damarları içinde kalsiyum, kolesterol ve yağlar birikerek tıkanıklığa bu durum ise kalp krizi veya inmeye neden olur. Ölümlerin çoğu bu nedenle olmaktadır. En yavaş bozulmaya başlayan merkezi sinir sistemidir. Reflekslerimiz ve reaksiyonlarımız daha yavaş hale gelir ve biz çeviklik isteyen hareketlerde hız kaybederiz. Düşme veya kayma gibi durumlarda kendimizi korumamız zorlaşır. Düzenli fiziksel aktivitenin faydaları nelerdir? Kas gücü ve vücut esnekliğini geliştirir. Kalp-damar sistemini güçlendirerek dayanıklılığı arttırır. Akıl ve ruh sağlığı açısından da faydalıdır. Düzenli egzersizle kişi gerilimini azaltabilir, günlük baskılardan uzaklaşabilir ve zihnini zinde tutabilir. İdeal vücut ağırlığına ulaşmayı ve yağ dokusunda azalmayı sağlar. Daha iyi motor koordinasyon sağlar. Çevikliği artırır. Egzersiz yapmak için zaman ya da başka koşullar nedeniyle olanak olmadığı düşünüldüğünde, gün içindeki zorunlu hareketler egzersize dönüştürülebilir; Özel araç yerine toplu taşıtları tercih etmek, Gidilecek yere varmadan bir kaç durak önce inip yola hızlı bir şekilde yürüyerek devam etmek Asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak, Hızlı yürüyüşle alışveriş yapmak, hafif formda egzersiz yerine geçebilir. Belirli bir program dâhilinde ve profesyonel yardım almadan egzersiz yapılacaksa bilinmesi gereken bazı kurallar vardır; Daha önce hiç egzersiz yapmamış olanlar gün aşırı 10 dakika gibi sürelerle başlamalı ve bunu zaman içinde en az 30 dakika olacak şekilde arttırmalıdırlar. Egzersiz öncesinde yumuşak ve yavaş hareketlerle gererek kaslar ısıtılmalıdır. Ani hareketler ve aşırı yüklenme özellikle daha önceden alışık olmayan bireylerde spor yaralanmalarına neden olabilir. Bilinçsizce yapılan aşırı egzersiz ise sağlık için hareketsizlik kadar zararlıdır. Bilinen bir kronik hastalığı olanlar, egzersiz programlarına başlamadan önce kendilerini izlemekte olan hekime başvurmalıdırlar. Egzersizle birlikte gelen şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığının kalp hastalığı belirtisi olabileceği bilinmelidir. Açık havada yapılacak sporlar için hava kirliliğinin yoğun olmadığı ortamları seçmek dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktadır. Bedenimiz var olma aracımızdır. Egzersiz sırasında olduğu kadar gündelik yaşamımız sırasında da onu yanlış hareketle gelecek zararlardan korumamız gerekir; Uzun süre aynı şekilde durarak çalışmak zorunda kalındığında zaman zaman çalışmaya ara vererek gezinmek, oturuluyorsa kalkıp dolaşmak kas yorgunluğunu azaltır. Ağır bir şey kaldırırken belden öne eğilmek yerine, çömelerek ağırlığı bedenin değişik bölümlerine paylaştırmak, belimizi korumak açısından önemlidir. Araçsız ve özel bir teknik kullanmadan yetişkin bir kadının kaldıracağı yük 15kg.’ı, yetişkin bir erkeğin kaldıracağı yük ise 25kg.’ı geçmemelidir. Kullanılan ayakkabı, doğal bel kavisini destekler nitelikte hafif topuklu olmalıdır. Uzun süre oturularak yapılan işlerde oturulan koltuk ya da sandalye bel boşluğunu desteklemelidir. Ayakları dayamak için yükseltici basamak bulunmalıdır. Çalışılan masalar, tezgahlar ergonomik yükseklikte olmalıdır. Sağlığını düşünen herkes fiziksel aktivitenin önemini kavramalı ve belirli aktiviteleri günlük programına dâhil etmelidir. Sedanter yaşam şekli yetişkinlerde bazı hastalıkların gelişimine zemin hazırlar; Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), Kalp hastalıkları, Şişmanlık (obezite), Şeker hastalığı (diabet), Kemik erimesi (osteoporoz), Depresyon, Bel ağrısı, Kireçlenme (artrit) gibi birçok hastalığın ortaya çıkmasına ya da var olanların şiddetinin artmasına neden olacaktır. Yetişkinler, istirahat ettikçe ve daha az aktif hale geldikçe kendilerini daha yorgun hissedeceklerdir. Sonuç olarak fiziksel uygunluk seviyeleri de düşecektir. Egzersiz Programına Başlarken; Çoğumuz tamamen inaktif değiliz. Evimizi temizleriz, arabamızı yıkarız, ev için alışverişe gideriz, bahçemiz varsa bahçe işleri ile ilgileniriz. Bütün bunlar fiziksel aktivite sayılır. İşiniz veya evinizdeki sorumluluklarınız dışında bir aktivite yapmak istediğinizde rutin fiziksel aktivitenizi daha düzenli bir egzersiz programı ile değiştirmeniz gereklidir. Bunun için belirli adımları takip edebilirsiniz: 1. Sevdiğiniz bir aktivite seçin: Aksi takdirde bunu sürdüremezsiniz. Yürüyüş en ucuz ve yapılabilir egzersiz programlarından birisidir. Eğer yürüyüş sizin için yeterli değilse ya da mutlu değilseniz o zaman bisiklete binme, yüzme veya sağlık klüplerine katılma gibi başka bir aktivite deneyebilirsiniz. 2. Fiziksel aktiviteyi önceliğiniz haline getirin: Günde en az 30 dakikalık orta şiddette bir fiziksel aktiviteyi hedefiniz olarak belirleyin. Eğer zamanınız kısıtlı ise aktivitenizi gün içinde 10’ar dakikalık seanslara bölün. 3. Zaman içinde küçük değişiklikler yapın: Aktivite seviyenizi dereceli olarak artırın. Başlangıçta kolay ve yavaş tutun, dayanıklılığınızı dereceli olarak günde en az 30 dakikaya ulaşıncaya kadar artırın. Kas ağrıları ve yaralanmalarını önlemeye yardımcı olmak için yavaş yavaş aktivite düzeyinizi artırın. Değişik Tip Fiziksel Aktiviteleri Birleştirin 3 farklı aktivite tipi vardır: 1. Aerobik aktivite: Kalp ve akciğerleri kuvvetlendirir. Bolca oksijen kullanır ve kalori yaktırır (Örneğin: yürüyüş, bisiklet, yüzme, tenis) 2. Kuvvetlendirme ve ağırlık aktiviteleri: Bacaklar, kollar, göğüs ve karın bölgesine ait geniş kas gruplarını çalıştıran aktivitelerdir (örneğin: yürüyüş, çocuk taşıma, serbest ağırlıklar kullanma, ağırlık aletleri). Bu tip egzersiz; kaldırma, hareket ettirme ve taşımaya yönelik vücudunuzdaki kas yüzdesini artırır. 3. Denge ve germe aktiviteleri: Daha az kalori yakar, kas boyunu uzatır ve uzanma-germe ve eğilmeye yönelik eklemlerinizin hareketlerini artırır, kas gerginliğini azaltır ve yaralanmaları önler (örneğin: yoga, hafif germe egzersizleri). İyi planlanmış bir program her hafta bu üç tipteki egzersizleri içermelidir. Aerobik egzersizler bu programın merkezinde yer almalıdır, çünkü kalp ve kan damarlarınızı iyi durumda tutar. Her aerobik egzersiz seansı 5-10 dakikalık ısınma (yürüyüş/germe) ve onu takiben 20-30 dakikalık aerobik egzersiz daha sonra da 10-12 dakikalık soğuma periyodunu içermelidir. Genel olarak egzersiz programlarına germe aktiviteleri ile başlayın ve bitirin. Egzersiz Programı Oluşturun Yürüyüş programını örnek olarak verirsek, egzersiz programı oluşturmak için adımlar şu şekilde sıralanabilir: Kronik bir hastalığınız varsa, erkeklerde 40 yaş, kadınlarda 50 yaş üzerindeyseniz bir hekime başvurun. Hedef kalp hızınızı belirleyin. Günleri belirleyerek haftada 2 gün yürümeye başlayın. Her hafta yürüyüş sayınızı dereceli olarak artırın. Daha sonra yürüyüş mesafenizi artırın. Yorulmadan uzun mesafeleri yürüyebildiğiniz zaman ısınma ve soğuma egzersizleri ekleyin. Dereceli olarak bazı kas kuvvetlendirme egzersizlerini ekleyin. Fiziksel Uygunluğunuzu Geliştirin; Fiziksel uygunluğunuzu geliştirecek seviyede egzersiz yapın. Sizin için uygun olan seviyede çalışıp çalışmadığınızı iki şekilde belirleyebilirsiniz: Konuşma testi: Orta şiddette egzersiz yaparken kolaylıkla konuşabi­lirsiniz. Egzersiz sırasında konuşurken zorlanıyorsanız, nefes nefese kalı­yorsanız aktivite seviyeniz şiddetli demektir. Kalp hızı: 10 saniyedeki kalp atım hızınızı belirleyin. Maksimum kalp hızı: Çok yoğun egzersiz süresince kalbinizin en hızlı atımı. Kişiden kişiye değişiklik gösterir. Maksimum kalp hızınızı belirlemek için 220 den yaşınızı çıkartın. Hedef kalp hızı: Egzersiz süresince dakikada kalbinizin atması gereken sayıdır. Orta şiddetli fiziksel aktivite sırasında: Hedef kalp hızı maksimum kalp hızının P-70’i arasında olmalıdır. Örneğin: Maksimum kalp hızı 170 atım/dakika (220-50) olan 50 yaşında bir kişinin hedef kalp hızı: (P seviyesi) 170x0.50= 85 atım/dakika (p seviyesi) 170x0.70= 119 atım/dakika Bu kişinin orta şiddetteki egzersiz sırasındaki hedef kalp hızı 85-119 atım/dakika olmalıdır. Şiddetli fiziksel aktivite sırasında: Hedef kalp hızı maksimum kalp hızının p-85’i arasında olmalıdır. Örneğin: Maksimum kalp hızı 185 atım/dakika (220-35) olan 35 yaşında bir kişinin hedef kalp hızı • (p seviyesi) 185x0.70= 130 atım/dakika • (� seviyesi) 185x0.85= 157 atım/dakika Bu kişinin şiddetli bir aktivite sırasındaki hedef kalp hızı 130-157 atım/dakika olmalıdır. Egzersize başlarken hedef kalp hızınızın ` seviyesinde olmasını amaçlayın. Orta şiddette egzersiz seviyesinde hedef kalp hızı u, ileri seviyede ise hedef kalp hızı � olmalıdır. Fiziksel uygunluğunuzu geliştirmek için 20-30 dakika süresince hedef kalp hızınızı korumanız gerekir. Yüksek şiddette egzersizin kalp problemi ve kas yaralanmaları riskini artıracağını unutmayınız!!! Başka türlü spor yapma olanağı olmasa bile her gün, hiç değilse gün aşırı en az 30 dakika hızlı tempoda yürüyüş yapmak da iyi bir egzersizdir. Gebelik, doğum sonrası ve menopoz dönemlerinde kadınlar için egzersiz yapmak daha da önemlidir. Ancak egzersiz yapmak bir yaşam biçimi olmalıdır. Bireylerin günlük hayatlarını programlarken temel gereksinimleri arasında egzersize de yer ayırmaları gerekmektedir. Daha önceden hiç egzersiz yapmamış bir kişi hareketli yaşama geçerken sorun yaşayabilir, ancak bu geçiş döneminin ardından kendi bedenindeki değişiklikleri ve bunun önemini kavrayarak egzersizi hayatının bir parçası haline getirecektir. Sağlığınız için haftanın en az 5 günü ve günde en az 30 dakika orta şiddetli fiziksel aktiviteler yapmanız yeterli olacaktır. VEYA Şiddetli fiziksel aktiviteler haftanın en az 3 günü ve günde en az 20 dakika olacak şekilde yapılmalıdır. Orta şiddette fiziksel aktiviteler; Tempolu yürüyüş (saatte yaklaşık 5 km) Bahçe işleri Ev işleri (süpürme,silme) Bisiklet (saatte 16 km den az) Hafif ritimde halk oyunları Salon Dansları Tenis (çift) Şiddetli fiziksel aktiviteler; • Koşu/joging (saatte 8 km) • Bisiklet (saatte 16 km den fazla) • Yüzme • Aerobik egzersizler • Çok hızlı yürüme (saatte 7 km hız ile) • Ağırlık kaldırma • Basketbol

TÜM DUYURULARI GÖSTER
HABERLER
DOKTOR YAZILARI
ÇALIŞMA PLANI
ZİYARETÇİ DEFTERİ
FOTO GALERİ
Adresler
EN SON HABERLER
afyonkarahisar-devlet-hastanesi-ameliyathane-hemsireligi-sertifikali-egitim-programi
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Ameliyathane Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi tarafından Ameliyathane Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı 12 Ekim-12 Kasım 2017 tarihleri arasında yapılacak olu...

21 Eylül 2017 Perşembe - 08:05
21-eylul-2017-persembe-tarihli-resm-gazete-haberleri
21 Eylül 2017 Perşembe Tarihli Resmî Gazete Haberleri

21 Eylül 2017 Perşembe Tarihli ve 30187 sayılı Resmi Gazete de bugün hangi haberler var? 21 Eylül 2017 Tarihli ve 30187 Tarihli Resmi Gazete atama kar...

21 Eylül 2017 Perşembe - 08:02
12-eylul-2017-sali-tarihli-resm-gazete-haberleri
12 Eylül 2017 Salı Tarihli Resmî Gazete Haberleri

12 Eylül 2017 Salı Tarihli ve 30178 sayılı Resmi Gazete de bugün hangi haberler var? 12 Eylül 2017 Tarihli ve 30178 Tarihli Resmi Gazete atama kararla...

12 Eylül 2017 Salı - 17:22
05-eylul-2017-sali-tarihli-resm-gazete-haberleri
05 Eylül 2017 Salı Tarihli Resmî Gazete Haberleri

05 Eylül 2017 Salı Tarihli ve 30171 sayılı Resmi Gazete de bugün hangi haberler var? 05 Eylül 2017 Tarihli ve 30171 Tarihli Resmi Gazete atama kararla...

05 Eylül 2017 Salı - 09:48
07-subat-2017-sali-tarihli-29972-sayili-resm-gazete-haberleri
07 Şubat 2017 Salı Tarihli, 29972 Sayılı Resmî Gazete Haberleri

07 Şubat 2017 Salı Tarihli ve 29972 sayılı Resmi Gazete de bugün hangi haberler var? 07 Şubat 2017 Tarihli ve 29972 Tarihli Resmi Gazete atama kararla...

07 Şubat 2017 Salı - 07:56
bulent-ecevit-universitesi-25-akademik-personel-alinacak
Bülent Ecevit Üniversitesi 25 Akademik Personel Alınacak

Bülent Ecevit Üniversitesi 25 Akademik Personel Alınacak. Aranılan şartlar neler? Başvuru şekli nasıl olacak? İstenilen belgeler neler? İşte habere ai...

03 Şubat 2017 Cuma - 17:36
03-subat-2017-cuma-tarihli-29968-sayili-resm-gazete-haberleri
03 Şubat 2017 Cuma Tarihli, 29968 Sayılı Resmî Gazete Haberleri

03 Şubat 2017 Cuma Tarihli ve 29968 sayılı Resmi Gazete de bugün hangi haberler var? 03 Şubat 2017 Tarihli ve 29968 Tarihli Resmi Gazete atama kararla...

03 Şubat 2017 Cuma - 10:24
asgari-ucret-bugun-belli-oldu
Asgari ücret bugün belli oldu!

2017 asgari ücret rakamı belli oldu. Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, yeni yıldan itibaren geçerli olacak olan asgari ücreti açıkladı. İşte detaylar...

29 Aralık 2016 Perşembe - 10:57
akademisyenler-de-icap-nobeti-ucreti-alabilecek
Akademisyenler de icap nöbeti ücreti alabilecek

Denizli Tabip Odası’nın akademisyen hekimlerin tutmuş oldukları icap nöbeti ücretleri için yargıya taşıdığı dava sonuçlandı

26 Aralık 2016 Pazartesi - 16:18
tum-yerli-uretim-tesislerinin-dikkatine-duyruu
Tüm yerli üretim tesislerinin dikkatine duyruu

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından Tüm yerli üretim tesislerinin dikkatine duyuru yayımlandı.

15 Aralık 2016 Perşembe - 09:31
13-bin-ilacin-yuzde-15-i-recetesiz-satilabilecek
13 bin ilacın yüzde 15'i reçetesiz satılabilecek

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), 13 bin ilaçtan sadece 87’sinin reçetesiz satılması üzerine önemli bir çalışma başlattı.

25 Kasım 2016 Cuma - 09:02
eczacilikta-uzmanlik-icin-eus-mesleki-sinavi-getirildi
Eczacılıkta uzmanlık için EUS mesleki sınavı getirildi

czacılıkta uzmanlık eğitimi alacakların belirlenmesi amacıyla Eczacılık Uzmanlık Sınavı (EUS) yapılacak

21 Ekim 2016 Cuma - 10:35
05-ekim-2016-arsambatarihli-ve-29848-sayili-resm-gazete-haberleri
05 Ekim 2016 Çarşamba Tarihli ve 29848 Sayılı Resmî Gazete Haberleri

05 Ekim 2016 Çarşamba Tarihli ve 29848 sayılı Resmi Gazete'de bugün hangi haberler var? 05 Ekim 2016 Çarşamba Tarihli ve 29848 Tarihli Resmi Gazet...

05 Ekim 2016 Çarşamba - 07:48
30-eylul-2016-tarihli-ve-29843-sayili-resm-gazete-haberleri
30 Eylül 2016 Tarihli ve 29843 Sayılı Resmî Gazete Haberleri

30 Eylül 2016 Cuma Tarihli ve 29843 sayılı Resmi Gazete'de bugün hangi haberler var? 30 Eylül 2016 Tarihli ve 29843 Tarihli Resmi Gazete atama kar...

30 Eylül 2016 Cuma - 07:38
2016-muhendislik-tamamlama-tercihlerin-alinmasi
2016-Mühendislik Tamamlama: Tercihlerin Alınması

2016-Mühendislik Tamamlama: Tercihlerin Alınması

28 Eylül 2016 Çarşamba - 09:31
hasta-dosyalarinin-tge-kayit-zamani-hakkinda-duyuru
Hasta dosyalarının TİG’e kayıt zamanı hakkında duyuru

Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından Hasta dosyalarının TİG’e kayıt zamanı hakkında duyuru yayımlandı.

28 Eylül 2016 Çarşamba - 09:30
28-eylul-2016-tarihli-ve-29841-sayili-resm-gazete-haberleri
28 Eylül 2016 Tarihli ve 29841 Sayılı Resmî Gazete Haberleri

28 Eylül 2016 Çarşamba Tarihli ve 29841 sayılı Resmi Gazete'de bugün hangi haberler var? 28 Eylül 2016 Tarihli ve 29841 Tarihli Resmi Gazete atama...

28 Eylül 2016 Çarşamba - 09:30
tum-ilac-ureticileri-ve-ruhsat-sahibi-firmalarin-dikkatine-duyuru
Tüm ilaç üreticileri ve ruhsat sahibi firmaların dikkatine duyuru

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından Tüm ilaç üreticileri ve ruhsat sahibi firmaların dikkatine duyuru yayımlandı.

28 Eylül 2016 Çarşamba - 09:00
cumhuriyet-universitesi-14-sozlesmeli-personel-alinacak
Cumhuriyet Üniversitesi 14 Sözleşmeli Personel Alınacak

Cumhuriyet Üniversitesi 14 Sözleşmeli Personel Alınacak

22 Eylül 2016 Perşembe - 08:53
22-eylul-2016-tarihli-ve-29835-sayili-resm-gazete-haberleri
22 Eylül 2016 Tarihli ve 29835 Sayılı Resmî Gazete Haberleri

22 Eylül 2016 Tarihli ve 29835 sayılı Resmi Gazete'de bugün hangi haberler var? 22 Eylül 2016 Salı Tarihli ve 29835 Tarihli Resmi Gazete atama kar...

22 Eylül 2016 Perşembe - 07:51